Başım öne düşüyor. Uyuyorum elimde kalem var, çaktırmamak için gözü kapalı transa geçmiş gibi fikir düşünüyor numarasındayım.
Çok sessizken oda, hemen yanıbaşında caz çalıyorsa ve klavye tuş sesleri seni huzurlu bir uykuya yolluyorsa yapacak çok bir şey yok aslında direnmemeli uyumalı.
Fakat ben abartıyorum, rüya görüyorum, birden irkilip dikkatleri üzerime çekiyorum. kolum masadan düşüyor. Hemen su sebiline kalkıp gidip buz gibi bir su alıyorum onu içiyorum 3 dk sürmüyor ki yine kafam yerde.
Neyse bunu yazmak bana bir oyalanma sebei oldu en azından. Hadi ben transa yani uyumaya. 1 buçuk saat sonra çıkar, uykumu almış bir şekilde evimin yolunu tutarım..:)
Allah belamı vermesin benim. Napiim çok hızlı çalışyorum işimi bitirince sıkıntıdan uyuyorum:)
hadi bana ajans rahatlık versin…
İlk filmim için bu akşam setteyim. Kim mi oynuyor? Benim şanıma, şöhretime yakışır biri…Hülya Avşar:)
Başlık kusucam az sonra. çekilir çile değilmiş yaw.
Üç yıl önce hayatıma giren bir abim var benim. Şöyle abilik yapan akıl veren, dost abilerden.
İlk başlarda nefret ettiğim, arkasından küfürler saydırdığım, lanet ettiğim biriydi. Sonra gün, gece, hafta içi, hafta sonu, işte yolda neredeyse tüm zamanımı geçirdiğim birine dönüştü. Hayatta bazen ”Çakal” olmak lazım, direnmek lazım, umursamaz olmak bazen, bazende sıkı sıkı sarılmak lazım dedi. Korkma dedi, her seferinde cesaret verdi, söyledikleriyle özel hissettirdi.
Neden bunları yazıyorum çünkü az önce şunu farkettim ki görüşmesemde artık çok sık, Ne zaman hayatımla ilgili önemli bir karar almak üzereyken, kafamı kurcalayan bir şey sormam gerektiğinde benim arayabilecek tek abim o. Fikrine değer verdiğim, beni doğru yönlendirebileceğine inandığım, iyi niyetini bildiğim abim…
Her seferinde telefonumu söyle dostum diye açtığı için, çok keyifli bir adam olduğu için, sehir gibi çalışan bir esnaf olduğu için benim abim.
İyiki dostumsun, abimsin Utku Yasavul.
Saol lan:)
Seni severim bilirsin:)
Çok içimden geldi duygulandım:)
Kent’in bayram reklamlarında ki dedeler gibiyim bugün. Öyle yalnız, öyle sessiz, öyle yorgun…
Fonumda acıklı bi şarkı, nemli gözlerim ve elimde rengarenk şekerlerimle…
Gün içinde gerilince yasemin çayı masajına gidilen bir yerde ne kadar gerçek olabilirim?
”tarih değil hatalar tekerrürden ibarettir”
Utku Ysavul’u saygıyla anıyorum….
Gece 3 ben ofiste tek başıma bekliyorum…Taksinin gelmesini…Ve geçen yıllarda utkuyla bir taksi bekleyişimizde utkunun ağzından o cümle döküldü ”Çağrı şu hayatımızın en saçma anını yaşıyoruz…Albarakanın önünde gece 3 de korsan taksi bekliyoruz Napıyoruz olum biz…”
Bu gece seni tekrar saygıyla andım yasavul…
Aynı anı bu sefer tek başıma yaşıyorum ve hayatımın en saçma anında korsan taksi bekleyerek uyuyan beynimle tumblra bişiler giriorum…
o zaman ne diyoruz…napıoruzzzzz lan biz?
saat başı değişen bi şifre…
Her şifreyle alabildiğim free mojito…
İçilen mojitoların gevşettiği bünye…Bu türk bunyenin portekızlı ve brezilyalı karışık insan topluluğuna halay çekmeyi öğretmesi…
Yine şahane bi lizbon gecesi mi geçirdim ne:D
Son mojito mu aldığım şifrem beynimde zonkluyo..
”CAPALU-COPALU-COPOLO MOJİTO”
Markan bir ereksiyon hapı olursa sende sokaktakı tum objelerı kucuk buyuk demeden duzlestırır, boyunu uzatır kaldırırsın…Napiiiiim ne bekliodun ki benden?